Mavi Yolculuğun Tarihi

Mavi Yolculuğun Tarihi

Mavi Yolculuk
Mavi Yolculuk

Mavi Yolculuğun Tarihi

Halikarnas Balıkçısı, arkadaşları Bedri Rahmi Eyüboğlu, Azra Erhat gibi hümanist aydınlarla küçük balıkçı veya süngerci tekneleriyle birkaç günlük kısa Gökova turları yapmaya başlıyor. Bu turlar, 1950’lerin ortalarından itibaren, her yıl artan sayıda insanın katılımı ile sürüyor. Önceleri mütevazı şartlarla yapılan “Mavi Yolculuk” adını, denizi, dostluklarını pekiştirmek için mekan seçen bu ilk yolculardan alıyor.

1950’lerden günümüze her geçen sene daha büyük bir ilgiyle karşılaşan turlar en başından beri gulet yatlarla gerçekleştiriliyor. En fazla 14-16 kişilik grupları ağırlayan guletler, dünyaca ünlü geleneksel ahşap ve el işçiliğinin ürünleri. İlk olarak balık ve sünger avcıları için inşa edilen yatlar, bugünkü modern ve konforlu hallerini alana kadar uzun bir süreçten geçmiş. Guletler, motor yatlar olarak bilinmelerine karşın yelkenle de yol alıyorlar. Ön bölümde oldukça geniş bir güneşlenme alanı var. Orta alan bar, mutfak, oturma grubu ve yemek masalarının bulunduğu kapalı salona ayrılmış. Kıç tarafında üzeri tente ile kapatılmış yemek masası, oturma grubu ve dümenin bulunduğu açık alan, alt kısımda ise kamaralar yer alıyor.

Mavi Turlara katılanlar güne sabahın ilk ışıklarıyla başlıyor. Önce yüzme, daha sonra da kahvaltıyla başlayan gün, birkaç saatlik seyrin ardından, programda yer alan doğa yürüyüşü ve arkeolojik gezilerle devam ediyor. Bu tarz yürüyüşler size göre değilse, yatta kalıp kitap okuyabilir ya da güneşlenebilirsiniz. Daha aktif olmayı sevenler ise yüzme, kürek çekme, dalış, balık tutma, jet-ski veya su kayağı gibi su sporları aktivitelerine katılabilirler.

Mavi Yolculuğa çıkmak için en uygun dönem, Nisan ve Kasım ayları arasındaki zaman dilimi. Mavi yolculuk güzergahı Kuşadası’ndan Antalya’ya kadar yaklaşık 350 deniz millik bir alanı kapsıyor. Kıyıların kıvrımlı olması, katedilen mesafenin uzunluğu arttırıyor ama konukların bundan memnun olmadığını söylemek mümkün değil. Yolculuk boyunca her burnun etrafında ya yeni bir koy uzanıyor, ya küçük bir köy, ya da bir antik kent…

Onlarca farklı rotadan kendinize en uygun olanı seçebileceğiniz gibi, özel tur opsiyonunu seçerek güzergahı kendiniz de belirleyebilirsiniz. Bodrum çıkışlı klasik bir rota izlendiğinde ilk olarak Bodrum yarımadasının kuzey ucundaki Güllük Körfezi’nin ıssız koylarıyla karşılaşıyorsunuz. Güllük Körfezi’nden yalnızca birkaç kilometre içerilerde antik Didim harabeleri ve Iasos bulunuyor. Bodrum’dan güneydoğuya doğru gidildiğinde, Güllük’ten daha popüler olan Gökova Körfezi yer alıyor. Gökova’nın onlarca koyu ziyaretçilerine inanılmaz güzellikler sunmakta. Bir ada üzerinde kurulu antik Keramos şehri kalıntılarıyla ünlü.

Datça Yarımadası’nın altındaki Hisarönü Körfezi’nde, keşfedilebilecek yüzlerce koy ve ada var. Hisarönü’nün ardından ulaşılan Marmaris’in geniş koylarında, görkemli oteller ve marina yer alıyor.

Marmaris’ten Antalya’ya kadar uzanan kıyı olağanüstü güzellikleri gözler önüne seriyor. Caretta Caretta kaplumbağalarının son yuvalandıkları yer olan İztuzu kumsalı yemyeşil Dalyan’ı korumakta. Antik Kaunos harabelerinden sonraki durak, Göcek Köyü ile Fethiye Limanı. Fethiye’nin güneyindeki Ölü Deniz’in çakıllı kumsalı, benzeri görülmemiş güzelliklere ev sahipliği yapıyor. Küçük birer köy olan Kalkan ve Kaş’ı ziyaret edenler batık şehri ve Osmanlı Kalesi’ni görme şansını sahipler.